Diyarbakır Tanıtım Rehberi: Meftune, Kaburga Dolması ve Yerel Tatlar

From Wiki Planet
Jump to navigationJump to search

Diyarbakır, taşın, suyun ve ateşin şekillendirdiği bir mutfak hafızasına sahip. Sur içindeki siyah bazalt duvarlar nasıl güneşi emer, akşamüstü ısıyı yavaşça geri verirse, yerel yemekler de lezzeti ağır ağır biriktirir. Nar ekşisinin burukluğu, kuyruk yağının sıcaklığı, köz kokusunun isabetli dozda kullanımı, bu şehrin damak zevkini özetler. Bu Diyarbakır Tanıtım Rehberi, meftune ve kaburga dolmasını merkeze alıp sofranın çevresine dizilen başka yerel tatları, nerede ve nasıl deneyimlenebileceğini, malzeme - teknik - kültür üçgeninde anlatıyor.

Sur’un taşından tabağa: yerin ve iklimin lezzete etkisi

Diyarbakır’ın mutfağını anlamanın kısa yolu pazara uğramaktır. Eski halin etrafında sabahın erken saatlerinde sumak demetleri, maydanozun koyu yeşili, pazı ve patlıcan kasaları görünür. Kuzu eti, koyun sütünden yapılan peynirler, tandır ekmeği ve ciğer şişe hazırlanan ince saplar bu coğrafyada etin ve ateşin başrolde olduğunu hatırlatır. Yazları kurutulan domates ve biberler, kış için saklanan sumak ekşisi, mevsim döngüsünün sofraya doğrudan yansımasıdır. Bu yüzden meftunenin tadı, yaz sonunda yapılanla baharda yapılan arasında belirgin değişir. Yaz ürünü patlıcan, domates daha şekerlidir, kışın ise asiditeyi sumak dengeler.

Şehir merkezinde öğleden sonra sıcağı kırmak için Hasanpaşa Hanı’nın avlusunda oturup bir menengiç kahvesi içmek, sonra akşamüstü ciğerci dumanlarının yükselmeye başladığı dar sokaklara doğru yürümek iyi bir ritim verir. Diyarbakır’da yemek, aceleye gelmez. Pek çok lezzet, ağır ateş ve sabır ister.

Meftune: ekşilik ve dengenin inceliği

Meftune, Diyarbakır mutfağının en karakteristik tencere yemeklerinden biridir. Temeli, iri kesilmiş patlıcan, kaburga - kemikli et veya kuşbaşı kuzu, bol sarımsak ve kuvvetli bir asiditeye dayanır. Bu asiditeyi kimi evlerde üzüm sirkesi sağlar, çoğu evde asıl kaynak sumak ekşisidir. Sumak, burada baharat değil, neredeyse bir sos görevindedir. İyi bir meftune, dilin yanını hafifçe tırmalar, damağa kalın bir yağ tabakası bırakmaz ve son lokmada bile ferahlık verir.

Mutfaklarda gördüğüm iki yaklaşım var. İlki, patlıcanı önce kızartıp fazla yağı peçeteye alarak tencereye sonradan ekleme. Bu yöntem, patlıcanın dağılmadan, kabuğunun parlak ve sağlam kalmasını sağlar. İkincisi, patlıcanı tuzlayıp hafifçe suyunu saldırdıktan sonra doğrudan tencerede mühürleme. Bu, kızartmaya göre daha hafif bir sonuç verir, ama patlıcanın yüzeyi otel escort Diyarbakır daha mat olur. Et tarafında, kemikli etin ilikle verdiği gövdeyi kuşbaşı ile yakalamak zor. Zamanınız varsa kemikli kesim kullanmak lezzet derinliğini artırır.

Sumak ekşisi konusu ayrı bir dikkat ister. Toz sumağı sıcak suda en az 15 - 20 dakika bekletip süzdüğünüz ekşiyi kullanırsanız, hem rengi hem tadı daha net ve berrak olur. Hazır nar ekşisi ile yapılan denemelerde, tat çoğu kez şekerli ve ağır kalır. Diyarbakır usulü meftunenin sırrı, ekşinin berraklığı ve sarımsağın cömertliğidir. Sarımsak dişlerini bütün atıp dağılmasına izin vermek, sosa ipeksi bir doku katar.

Bir akşam Sur içinde bir aile evinde yediğim meftunede, ev sahibi sumak ekşisini Hevsel Bahçeleri’nden topladıkları sumağı kendi evinde kaynatıp dinlendirerek elde ettiklerini anlattı. Kısa bir yudumda bile fark ediliyordu. Ne metalik bir iz, ne de boğazda kalın bir tat vardı. Patlıcan, ekşiyle barışmış, et suyunu ona göre ayarlamıştı. Bu yemek, dengeyle ilgili bir ders gibi.

Meftune yaparken ustaların notları

  • Sumak ekşisini en son değil, orta aşamada verin. Et ve patlıcanın ekşiyi birlikte emmesi gerekir, aksi halde sos yüzeyde kalır.
  • Sarımsağı iki aşamada ekleyin. Başta bütün halde, sosa nüfuz etsin; son beş dakikada ezilmiş bir iki diş, kokuyu taze tutsun.
  • Patlıcanların eşit pişmesi için benzer ebatlarda doğrayın. Kalın - ince dengesizliği, tencerede ritmi bozar.
  • Etin suyunu çekip hafifçe karamelize olmasına fırsat verin. Meftune ekşili, ama aynı zamanda gövdeli olmalı.
  • Tuzla temkinli başlayın. Sumak ekşisi konsantre ise tuzu son aşamada tadımla ayarlayın.

Bu kısa liste, onlarca tencerenin başında çıkan pratiklerin özeti. Miktarlar evden eve değişir, ama tek bir çizgi sabit: meftune hafif değildir, ancak ağır da hissettirmemelidir. O tadı yakalamak için orta ateş, sabır ve iyi bir ekşi şart.

Kaburga dolması: sabrın lezzete dönüşen hali

Kaburga dolması, Diyarbakır’ın şölen yemeği. Bir düğünde, bayramda ya da özel bir misafirde ortaya çıkar. Hazırlığı neredeyse bir ritüele dönüşür. İyi bir kaburga dolması için üç şeye ihtiyacınız var: doğru seçilmiş kaburga ve göğüs eti, iç pilavın iyi kıvamı, mühürleme ve pişirme disiplinine sadakat.

Kasap seçimi kritik. Kaburga, ortalama 4 - 5 kilogramlık bir kuzudan alınır. Çok genç kuzu, etin aroması cılız kalır; yaşça ileri olan ise lifli ve sert olur. Kemiğin üzerindeki yağ dokusu tül gibi olmalı, kalın beyaz tabaka istemeyiz. Kaburganın iç boşluğuna girecek pilav için pirinç ve bulgur oranı, evlere göre değişir. Bazı ustalar yalnızca pirinçle çalışır, ben yarı yarıya ince bulgurla harmanlanmış pirinci daha dengeli buluyorum. İçeriğe kuş üzümü ve dolmalık fıstık konusunda da ayrışma var. Diyarbakır usulü, genellikle baharat ve sakatatla karakter kazanır. Ciğerin çok pişmeden, minicik küplerle iç pilava girmesi, sonuçta yoğun ama tek nota vurmayan bir dolgu verir.

Pişirme yöntemi genelde iki aşamalı. Önce iç pilav hazırlanır: soğan, kuyruk yağı ya da sade tereyağı, baharatlar - kimyon, karabiber, yeni bahar kıvamında, çok ileri gitmeden. İç pilav yüzde 60 pişirilmiş halde kaburganın içine doldurulur, dikiş iğnesi ve mutfak ipiyle ağız kapatılır. Bazı evlerde içeriği tutması için bir parça iç zar kullanılır. Dış yüzeye bolca tuz ve biber sürülür, nar ekşisi sürmenin moda olduğu dönemler oldu, fakat bu, fırında kararmayı hızlandırıp kabuğu acılaştırabiliyor. Klasik yaklaşım, yağ sürüp mühürleme ile başlar.

Isı yönetimi başarıyı belirler. İlk yarım saat yüksek ısıda, ardından 3 - 4 saat düşük ısıda fırın, aralarda tepside biriken yağı kaşıkla üstüne gezdirme. Kabuk rengi koyulaşsa da yanık kokusuna kaçmaz. Servis, şehrin âdetinde şölendir: kaburga masaya bütünüyle gelir, bir usta bıçağıyla ortadan açıldığında iç pilavın buharı yükselir. Yanına çoğu evde ayran, bazen şalgam, sık görülen eşlikçi ise taze soğan ve yeşilliktir.

Kaburga dolmasının tek kusuru, küçük sofralara uygun olmaması. Dört kişilik bir akşam için aşırı iddialıdır. Bu nedenle kentte daha sık, kaburga but ya da gerdan dolması gibi daha küçük kesimlerle, benzer teknikle yapılan alternatifler görülür. Aynı esasa dayanırlar, süreler ve oranlar güncellenir.

Ciğerin sabahı, közün akşamı

Diyarbakır’da ciğer, bir öğün değil, bir ritüel. Sabahın erken saatlerinde fırıncıların dumanına karışan ciğerci isine denk gelirseniz, günde iki kez ciğer yenebileceğini anlarsınız. Şişler kısa, aralarına kuyruk yağı dizilir. İncecik lavaşa sarılır, taze soğan ve maydanoz, bol sumakla tamamlanır. Izgara başında ustanın şişi çevirdiği hızla lavaş ısınır, lokma sıcakken yenir. Bu hız, lezzetin parçası. Uzun bekleyen ciğer kurur, lastikleşir. İyi ciğer, iki ısırıkta anlaşılır, doku hafifçe direnç gösterir ama suyu içeridedir.

Akşamüstü sahnesi ise patlıcan kebabı ve soğan kebabı ile değişir. Patlıcan dilimleri araya kuşbaşı et, üstüne közün kokusu. Burada bir ayrıntı: patlıcanın acısını almak için tuzlama her usta tarafından kabul görmez. Diyarbakır patlıcanı, sezonunda acı vermez. Aksi halde elinizdeki sebze yeterince olgun değildir.

Tatlıda ölçü: burma kadayıf ve pekmezli lezzetler

Şekerlemenin Diyarbakır’daki ölçüsü, yağ ve kıtır doku ile yapılır. Burma kadayıf, bu kuralın amiral gemisi. Tel kadayıfın içine dövülmüş fıstık ya da ceviz, üzerine sade yağ, bakır tepside odun fırınında uzun pişirim. Şerbet, yüksek bome değil. Yani şeker yoğunluğu, ağızda şerbet patlaması yaratmaz, katları birbirine yapıştıracak kadar. Tepsiden çıkan parçayı kesince bıçak, tel katmanlarını net biçimde ayırmalıdır. Sade yağ kalitesi burada çıtayı belirler. Yanına kaymak, öğleden sonra ağır gelebilir, akşam yemeği sonrasına saklamak daha yerinde olur.

Pekmez ve tahin de bol kullanılır. Kışın soğuk günlerinde tahin - pekmez tabağı, yanında ceviz ve taze tandır ekmeğiyle hızlı bir enerji kaynağıdır. Şekerli ama kısa. Uzun süre ağza tutunmaz, yerini susamın hafif Diyarbakır eskort servis acısına bırakır.

Nerede ne yenir: mekân, zaman, porsiyon

Şehrin turistik ekseni Ulu Cami, Hasanpaşa Hanı, Suriçi sokakları ve On Gözlü Köprü çevresinde yoğunlaşır. Bu hat, geleneksel lezzetleri denemek için yeterli seçenek sunar. Turist akışı arttıkça menülerde fotoğraflar ve sabit setler görülmeye başlasa da, mutfağın ruhu hâlâ mahalle ölçeğinde yaşar. Meftune için tencere yemeği yapan esnaf lokantaları, öğle servisinde daha güvenilirdir. Akşamüstü tencereler boşalabilir. Kaburga dolması için önceden aramak yerinde olur; çoğu mekân, günlük sınırlı sayıda çıkarır ya da sadece hafta sonu yapar.

Porsiyon vip escort Diyarbakır ölçüleri geniştir. Ortalama bir meftune porsiyonu 250 - 400 gram aralığındadır, yanında pilav ve salata ile gelir. Kaburga dolması kişi başı servis edildiğinde, 200 - 250 gram et ve 150 gram iç pilav düşecek şekilde tabaklanır. Ciğerde porsiyon standartları değişkendir, şiş sayısıyla ifade edilir. Dört - altı şiş arası tipiktir.

Fiyatlar son yıllarda dalgalı. Orta ölçekli bir lokantada meftune porsiyonu çoğu zaman orta düzey bir kebaptan biraz pahalıya gelir. Kaburga dolması porsiyon bazında, işçilik ve et miktarı nedeniyle kategorisinin üst sınırındadır. Ciğer, sabah saatlerinde akşama göre daha uygun olur. Piyasa oynaktır, bu yüzden gitmeden önce telefonla arayıp güncel fiyat - menü bilgisini almak rahatlatır.

Malzeme sözlüğü: sumak, sade yağ, kuyruk

Sumak, burada limonun gölgesinde kalmaz, ayrı bir dil konuşur. Birkaç tipini tadınca fark belirginleşir. Taneli ve daha yabanî olanları kaynatıp süzmek gerekir; öğütülmüş, paketli olanlar ise pratik ama aroması kısa sürer. Sade yağ, manda ya da koyun sütünden yapılan tereyağının arıtılmış halidir. Kokusu uzaktan tanınır. Aşırı kullanıldığında tüm yemeği tek tona boyar, dozajı hassastır. Kuyruk yağı, özellikle ızgarada lezzeti taşır. İnce şeritler halinde şişe girer, ciğer ya da kuşbaşıyı kurumaktan korur. Tencerede ise kaşık ucuyla başlamak, yemeği domine etmesini engeller.

Bu malzemelerin üçü de güçlü karakterlidir. Şehri tanımanın bir yolu, her birini tek başına tadıp sonra birlikte nasıl çaldıklarını dinlemektir. Meftunenin dengesi burada kurulur. Kaburga dolmasında ise sade yağ, pilava cilâ; kuyruk, ete gizli destek verir.

Pazar ve baharatçılar: kokunun izinde

Sur içindeki dar sokaklarda, baharatçıların önünde toz sumak kasaları, üstünde kepçe, yanında minik bardakta sumak ekşisi görürsünüz. Tadım isteyin, ayıp değil. İyi satıcı, ekşisini suyla inceltmeden tattırır. Karabiber, yenibahar, kimyon gibi temel baharatlar taze çekilmişse koku yoğun, tozlar ele yapışkandır. Çekim tarihi sorun, ambalajdan çok tazelik burada fark yaratır. Kuruyemişçilerin bölümünde Antep fıstığı ile yerel cevizler yan yanadır, burma kadayıfta kullanılacak fıstığın rengi, yağ oranı önemli. Soluk yeşil ve kuru olanlar, fırında tat vermez.

Pazarda yaz sonu kurutmalık dizileri, dolmalık biber ve patlıcan sıraları, bir tür gölge oyunu gibi asılı durur. Meftune için patlıcan seçerken, orta boy, sapıyla ağır gelen, kabuğu parlak olanı seçin. Tırnağınız patlıcana kolay girmemeli, ama çok da taş gibi olmamalı. Domates için koklamak hâlâ geçerli bir test. Kokmayan domates, lezzet vadetmez.

Bir gün, üç öğün: ritmi yakalamak

Diyarbakır’da yemek yeme temposuna yabancı biri için gün şu şekilde akabilir. Sabah, erken saatte bir ciğerciye uğrayın. İki - üç şiş, bol yeşillik, yanında sıcak tandır ekmeği. Öğleye doğru Hasanpaşa Hanı’nda menengiç ya da dibek kahvesi, yanında bir dilim kadayıf. Öğle yemeğini tencere yemeği ağırlıklı bir esnaf lokantasında meftune ile yapın. Ara sıcak olarak kabak veya patlıcan kızartması, yoğurtlu. Öğleden sonra Ulu Cami avlusunda serinleyin, On Gözlü Köprü’de Dicle’nin rüzgârını alın. Akşamüstü patlıcan kebabı ya da soğan kebabı. Eğer denk gelirseniz ve kalabalıksanız, kaburga dolmasının servis edildiği bir saat yakalayın. Gecenin sonunda demli bir çay, belki küçük bir burma.

Bu ritimdeki en önemli kural, tek öğünde fazla yüklenmemek. Ağır yemekleri aynı güne sığdırmak mümkün, ama araya yürüyüş, serin bir mola, sindirime zaman koymak lezzetten alacağınız keyfi artırır.

Kentin mutfağını anlamak için kısa bir kontrol listesi

  • En az bir kez sabah ciğerini, kalabalık bir tezgâhın önünde ayakta yiyin.
  • Meftuneyi sumak ekşisiyle, sarımsağı bol bir tabakta, öğle vakti tadın.
  • Baharatçıda sumak ekşisini bardakta deneyin, taneli ile toz arasındaki farkı koklayın.
  • Bir ustanın kaburga dolmasını servis edişini izleyin, pilavın buharını burnunuza kaydedin.
  • Burma kadayıfta sade yağın kalitesini sorun, gerekirse küçük bir parça tatlıyı sade, bir parçayı kaymakla kıyaslayın.

Bu beş adım, Diyarbakır mutfağını kısa sürede tanımak için iyi bir omurga sunar. Her biri, şehrin lezzet belleğinde bir kapıyı aralar.

Mevsim ve zamanlama: ne zaman gitmeli, ne nerede daha iyi

İlkbahar, tazeliğin hüküm sürdüğü dönem. Hevsel Bahçeleri canlanır, pazarda yeşillikler çoğalır. Meftunede kullanılacak eskort bayan randevu Diyarbakır patlıcan henüz tam zirvede değildir, yine de domatesin suyu tatlıdır. Yazın ortasında sıcak yorucu olabilir, ama gece açık havada kebap yemenin tadı başkadır. Sonbahar, kurutmalıkların asıldığı, sumağın yeni yeni işlendiği zaman. Bu dönem, ekşinin taze hali ile meftune özellikle ikna edici olur. Kışın ise tencere yemekleri öne çıkar, kaburga dolması evlerin ve lokantaların en kıymetli sıcak durağına dönüşür.

Diyarbakır Tanıtım Rehberi yazıp çizen herkesin ortak vurgusu, şehrin mutfağıyla mevsimi birlikte düşünmektir. Sulak ve bereketli Dicle vadisi, yazın olgunlaşan meyveleri ve kışın saklanan ekşileriyle sofrayı yönetir. Aynı tabak, temmuzda başka, ekimde bambaşka konuşur.

Teknik derinlik: ateş, kap ve süre

Meftune ya da kaburga dolması için kullanılan kap, sonuç üzerinde beklenenden fazla etkiye sahiptir. Döküm tencerede pişen meftune, sıcaklığı eşit dağıtır, bu da patlıcanın eriyip dağılmasını engeller. İnce tabanlı tencerede, etin tuttuğu ısı patlıcanın kenarını hızlıca pişirir, orta kısım geride kalır. Bu nedenle sabit ısı veren, kapağı ağır bir tencere tercih etmek akıllıca. Fırın tarafında, kaburga dolmasını tepsiye yüksek ızgara teli üzerine yerleştirmek, altı - üstü eşit pişirir. Tepsi suyuna sızan yağ, zaman zaman üstüne kaşıkla gezdirilince kabuk kurmaz.

Ateş yönetimi, Diyarbakır mutfağının geleneksel hâliyle köz ustalığı demek. Közde pişen patlıcanın kabuğunu soyduktan sonra meftuneye katmak, derin bir is lezzeti verir, ama bu her damak için doğru olmayabilir. Köz kokusu, yanlış dozda yemeği domine eder. Bu yüzden yarı yarıya yaklaşım tutar: tencerede pişen ana meftuneye, son 10 dakikada iri doğranmış, közlenip doğranmış patlıcandan küçük bir porsiyon eklemek, yemeğe arka planda dumanlı bir katman kazandırır.

Süre meselesi, etin kesimine göre değişir. Kemikli parça ile meftune pişirirken, 90 - 110 dakika aralığı tipiktir. Kaburga dolması, etin büyüklüğü ve fırının gerçek ısısına göre 3 - 5 saat arası sürer. Termometreyle iç ısı takibi profesyonel mutfaklarda kullanışlıdır, ama geleneksel yöntem, bıçağın ete girişinin direnç göstermemesi ve kabuğun tok bir ses vermesidir.

Hijyen ve güven: sokak lezzetiyle barışmanın yolu

Sokak ve tezgâh kültürünün canlı olduğu bu şehirde, doğru seçimi yapmak lezzet kadar sağlık için de önemli. Ciğerde, tezgâhın devir hızını gözlemleyin. Şişler hızlı çıkıyor ve yenileri hazırlanıyorsa, ürün tazedir. Bekleyen şişler, renk değiştirir ve kurur. Tandır ekmeği sıcak servis ediliyorsa, fırının ritmi iyidir. Sıcak havalarda yoğurtlu mezelerden kaçınmak gerekmez, ama gölgede ve serin dolapta bekletildiğinden emin olun. Baharatçıdan öğütülmüş ürün alacaksanız, mümkünse küçük paket ve yakın tarih tercih edin. Sumak ekşisini açıkta satandan alınca, evde cam şişeye aktarıp buzdolabında saklamak aromayı korur.

Yerel sofrada misafir olmanın adabı

Diyarbakır’da bir ev sofrasına davetliyseniz, saat esnekliğine hazırlıklı olun. Yemekler hazırsa bekletilmez, sıcak sıcak yenir. Ev sahibi, tabağınıza cömertçe koyacaktır, istemediğiniz bir şeyi nazikçe söylemek yadırganmaz; ancak tadına bakmak, emeğe saygı olarak görülür. Sofrada ekşi - yağ - tuz dengesi hakkında yorum yapılırsa, genelde sohbet amaçlıdır, kişisel eleştiri gibi algılanmaz. Bir tepsi burma geldiğinde, önce yaşça büyük olanlar alır, bu yerel bir nezakettir.

Evde denemek isteyenlere: Meftune için pratik oranlar

Ev mutfağında, 4 kişilik bir meftune için pratik bir çerçeve verilebilir. 600 - 700 gram kemikli kuzu, 3 orta boy patlıcan, 1 baş sarımsak, 1 büyük soğan, 2 - 3 yemek kaşığı sumak ekşisi, 2 adet domates. Önce et, sonra soğan, ardından patlıcan. Ortada sumak ekşisi, kapatmaya yakın ezilmiş sarımsakla son dokunuş. Tuz, tadımla. Bu oranlar, malzemenin su bırakmasına göre değişir. Patlıcanlar su bırakmadıysa, bir çay bardağı sıcak su ile tencereyi rahatlatabilirsiniz. Amaç, kaşığın sırtını incecik sıvayacak, parlak bir sos bırakmaktır. Kıvam boğucuysa ekşi fazla, su az demektir. Bir miktar kaynar su ve azıcık daha yağ, dengeyi geri getirir.

Şehrin hafızası: yemek ve mimarinin ortak dili

Ulu Cami’nin avlusunda, güneşin gün içindeki hareketine göre taşın renginin değiştiğini izlemek, meftunenin tencerede geçirdiği saatleri hatırlatır. Zaman, Diyarbakır’ın hem mimarisinde hem mutfağında esas malzemedir. Kaburga dolmasının dikişlerini sökmeden tadına varılamaz; tıpkı Sur’un sokaklarında, acele etmeden yürümeyince dokusunun anlaşılmaması gibi. Bu şehir, lezzetini göstermeden önce sizi bir süre yanında tutar.

Diyarbakır Tanıtım Rehberi gibi etiketler, genellikle genel bir panorama çizmek için kullanılır. Oysa bu kentin mutfağı, panoramadan çok yakın plan ister. Bir baharatçının elindeki kepçede dönen sumak, kebapçının közünü savuruşu, han avlusunda kahve değirmeninin sesi. Bu ayrıntılar toplandığında tablo tamamlanır.

Son notlar: dengeyi hatırda tutmak

Meftune ve kaburga dolması, Diyarbakır mutfağının iki ayrı kanadını temsil eder. Biri ekşinin, diğeri yağ ve sabrın diliyle konuşur. İkisini de iyi yapan ortak nitelik, malzemenin karakterini bozmadan, bir başkasına yaslanmasını sağlamaktır. Bir tencere meftune, sarımsağın cömertliğine güvenmeden eksik kalır. Bir kaburga dolması, iç pilavın tane tane dökülmesini sağlayamıyorsa, vitrin güzelliği yetmez.

Şehre yolu düşenler için küçük bir öneri: ilk gün, sadece izleyin ve koklayın. Pazarın sesini, kebapçının ritmini, hanın gölgesini aklınıza kazıyın. İkinci gün, meftunenin ekşisine teslim olun. Üçüncü gün, kaburga dolmasının sabrını tadın. Dördüncü gün ise basit bir öğünde, taze tandır ekmeğine tahin - pekmez sürüp Dicle’ye karşı yiyin. Bu dört adım, Diyarbakır’ın lezzet hafızasını zihninizde kalıcı kılar.